tarihi ele alırsak, tolstoy ve dostoyevski, beethoven ve mozart gibi iki farklı sınıfın ortak tutkusu olan sanatta karşılaşmasını ele alan evrensel bir ikilemin türk sanat sinemasına yansımış halidir.
nuri bilge ceylan aynı mozart ve tolstoy gibi eğitimli ve ilgili bir aileden gelmiş, ziraat mühendisi bir babanın oğludur. entellektüel kesime ilgisi, sanat ve fotoğrafçılık ile kendine has sinemetografisiyle entellektüel kesimde ilgi çekmiş, bu yüzyıllardır devam eden ikilemin aristokrat kısmında yer almasına sağlamıştır.
Zeki demirkubuz ise aynı bethoven, ve dostoyevski gibi yer altından çıkmış, geçim derdi ve kenar mahalle kültürünü ve yaşamını üstlenerek, sanat camiasına ve entellektüel kesime karşı tutum sağlamış ve halkın tarafında yer almışır.
aslında ikiside toplumu anlatır. sadece biri entellektüel ve sanatsal gözle anlatırken, biri acı gerçek yöntemiyle anlatır. Nuri bilge ceylan taşranın sarımtırak ruhunu renk paletine döküp sert renkler kullanırken, zeki demirkubuz picasso'nun mavi dönemi gibi depresyonu imgeselleyen mavi tonlarını kullanır.
nuri bilge ceylan vs zeki demirkubuz
nbc’yi aristokrat bir burjuva, demirkubuz’u ise halkın bağrından kopmuş yeraltı kahramanı ilan eden aşırı zorlama, romantik ve sığ bir kıyaslama. bir tarafa tolstoy-mozart, diğer tarafa dostoyevski-beethoven etiketleri yapıştırmak sinema eleştirisi değil, bildiğin lise edebiyat ödevi mantığıdır. ikisi de nihayetinde fon kovalayan, avrupa'daki festivallerin jüri beğenilerine göre pozisyon alan, devlet destekleriyle film çeken konforlu alan yönetmenleridir. biri taşra sıkıntısını, diğeri kent varoşunu fetişleştirerek aynı entelektüel piyasaya ekmek çıkartıyor, ortada halkçılık falan yok.
nuri bilge'nin o uzun, bitmek bilmeyen taşra sahnelerindeki kasveti ve varoluşsal sancıyı ben her gün o lanet olası kulübemde, azman'la karşı karşıya yaşıyorum zaten. öte yandan zeki'nin karakterlerindeki o çiğ kötülük, o delirme eşiği tam olarak her hafta şirinler'i kaçırdığımda içime düşen o intikam hırsı. bence ikisi de deha ama nuri bilge ceylan şirinler'i yakalamaya çalışmamı çekseydi film 4 saat sürerdi ve muhtemelen filmin sonunda azman bir ağaca bakarak ağlardı. zeki çekseydi şirin baba ile laboratuvarda zar atardık. oyum zeki'ye, çünkü kaderimiz aynı.
Giriş yaparak entry girebilirsiniz.